v1.0 Sudoku | Siteler | TavDer | KOMYEF | Redaksiyon | İletişim
 
Forum'da Gelismeler
 
Son Gelişmeler
Yeni resim albümleri
Özben & Cihatın Düğünü(özel)
 2009-12-08
 36 resim
Özben & Cihatın Kına Gecesi(özel)
 2009-12-08
 16 resim
Tuncay och Camillas Bröllop(özel)
 2009-07-11
 211 resim
Kücük Newal Marangozun Cenaze Töreni(özel)
 2009-04-22
 54 resim
Sultan Karagözun Cenaze Töreni(özel)
 2009-04-08
 27 resim
Son aktif üye
zeynel1 (İsvicre)
2012-02-05 18:54
tavkirar (İsveç)
2012-02-04 13:57
Petek (İngiltere)
2012-02-03 23:58
İ.ŞAHİNDAL (Türkiye)
2012-02-03 21:27
M.Sahindal (İsveç)
2012-02-03 20:17
Yeni üye
Bedriye (İsveç)
ruzgarali (İsveç)
dinsizhüseyin (Almanya)
SeRoK (Türkiye)
basak_sekersoz (Türkiye)
Yeni şiirler
  ANNE
  AXITA DAYKA KEYA
  İBRAHİM YOLDAŞIN ANISINA
  ARIN BEBEK
  WERÊ DAYE WERÊ EZİ BÊ KESIM
Forum
 
birazda gulelim
marasta İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermiş. Bir deli digerine demiski : "Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kafamizi egerek kaçarız, alçaksa üstünden ziplayarak atlar kacariz bu anasini sattigimiz yerden" Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş yuz oyle bir soluk ve umutsuz sanki yuregi yanmis " ve soyle demis Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok! ne altan atlaya kaca biliriz nede usten atlayarak kaca biliriz cunku ortada hic bir sey yok hehehehehehe deli ne olsun maden bir sey yok vur kac git illahi altan yada uten mi kacmak lazim hehe
Konuyu Baslatan: reso
Yayin: 2008-04-12 01:38

Mesajlar: 46
M.Sahindal
2008-04-12 18:38
Adamin biri avdan gelmis arkadaslarina av maceralarini anlatiyormus.
Baslamis.
Bir gun ormanda giderken birden onume bir ayi cikti tufegi dogrultmaya vakit yok basladim kacmaya. Tam ayinin nefesini ensemde hissettim bir de baktim ayinin ayagi kaydi dustu. Ayi yine bana yetisti yine nefesi ensemde ayinin yine ayagi kaydi dustu.Bu sefer arayi bayagi actim ama ayi yine bana yetisti yine nefesi ensemde demis.
Tam o sirada kahvedekilerden biri ben 3 defa ayinin nefesini ensemde hissetsem altima yapardim heralde demis. Adam hic bozuntuya vermeden Ayi 3 kez neye basti da dustu saniyorsun demis.

tavkirar
2008-04-12 21:45
LONDRA'DAKİ HALKIMIZ NEYE GÜLÜYOR?
Geçen yıl Londra seyatimde merak ettiğim birşey oldu. Acaba Türkiye'den gelmiş halkımız Londra'da neye gülüyor. Aralarında ne gibi espriler yapıyorlar. Bu bağlamda evde, kahvede ve işyerinde halkımızın kendilerine göre komik olan ve güldükleri konularda bazı notlar aldım ve o zaman Site'de yayınladım.

Halkımız nereye gitse kendine kendince gülmek için birşeyler buluyor. Evet halkımız aşağıda sizinle tekrar paylaşacağım bazı komik olaylara gülüyor ama belki de bazılarına gülmek değilde ağlamak gerekir. Artık onun değerlendirmesini de sizler yapın. Ben sadece gözlemlediklerimi ve duyduklarımı sizlere aktaracağım.

tavkirar
2008-04-12 21:46
1. HAKLARIMIZ NELERDİR?
Fransa'dan İngitere'deki bir akrabasını arayan bir memleketli ''ya orada iltica edenlere ne gibi haklar veriliyor, neler var'' diye sorar. İngiltere'deki akrabası ''işte ev, para ve sağlık yardımı'' der.

Bunun üzerine Fransa'daki ''Ya bunlar zaten bizim haklarımızdır, başka neler veriliyor'' der

tavkirar
2008-04-12 21:49
2. ELEKTRİK SATIN ALMAK
Türkiye'de bir baba oğlunu aramış. Ev arkadaşlarından biri telefona cevap vermiş. Oğlunun evde olmadığını ve elektrik almaya gittiğini adama söylemiş. Adam da bu cevap üzerine sinirlenerek telefonu kapatmış. Birkaç dakika sonra elektrik almaya giden delikanlı geri geldiğinde, ev arkadaşları durumu izah etmişler. O da hemen Türkiye'yi aramış.

Babası ise hemen o evi terkedip o geveze arkadaşlarından ayrılmayı söylemiş. Sebep olarak da kendisi ile dalga geçtiklerini söylemiş. Çocuk, gerçekten de elektrik alamaya gittiği söyleyince adam '' oğlum sende kafayı yemişsin'' diyerek oğluna kızmış.

Malum Londra'da herkesin evdeki elektrik sayacında bir anahtarı var ve gerçekten de gidip belli yerlerde(petrollerde) bu anahtarı şarj ediyorlar. Pekala gecenin bir saatinde elektriğin şarjı az ise sönebiliyor.


ŞİMDİLİK BU KADAR, DEVAMI GELECEK

tavkirar
2008-04-12 22:30
3. DÖNER KAVŞAKTAN ÇIKIŞ
Memleketlinin biri ehliyetini aldığı gün bir Londra turu atar. Bol çıkışlı bir kavşağa gelir ama bir türlü kavşaktan çıkışı beceremez. Sürekli kavşaktan araba ile dönen memleketliyi polis takip eder ve sonra yanına gelir. Neden sürekli kavşaktan dönüp dolaştığını soran polise bizim memleketli şu cevabı verir:

I am all right,
Car all right,
But, randıbad no right

AÇIKLAMA:
Roundabout(okunuşu: randıbad) = Döner Kavşak


Sürç-i Lisan etmişsek affola

tavkirar
2008-04-12 22:30
4. YAŞLI TEYZENİN OTOBÜSTE İNİŞ SERÜVENİ
Torunu yaşlı teyzeyi otobüse bindirir ve ona ''gideceğin yeri biliyorsun. oraya yaklaşınca inersin'' der.

Otobüsten inmek için düğmeye basmak gerekir ve ilk durakta şoför otobüsü durdurur ve isteyen iner. Fakat yaşlı teyzenin oğlu bunu annesine anlatmamış ve kadın nasıl ineceğini de bilmez.

Gideceği yere yaklaşınca nasıl ineceğini bilmeyen yaşlı teyze telaşa düşer. Tam bu sırada bir zenci şoför ile tartışır ve şoföre bağırır. Arkasından da orta parmağını küfür anlamında gösterir. Bunun üzerine şoför serseri zenciyi otobüsten indirir. Bizim teyze de bunun otobüste inme anlamında olduğunu düşünerek, şoförün yanına gider ve cama vurur. Zencinin yaptığı gibi o da şoföre küfür anlamına gelen orta parmağını gösterir ve aynı zamanda ''lo tu kurban fack off'' der.

Sürç-i Lisan etmişsek affola

tavkirar
2008-04-12 22:32
5. DOSTUNA GİTMEK Mİ? DOLSTON'A GİRMEK Mİ?
Türkiye'den yaşlı bir adam İngiltere'deki oğlunun evini arar. Telefona torunu çıkar ve halhatır sorduktan sonra ''Annen nerede?'' der ve çocuk da ''Dostun(Dolston)'a gitti'' der.

Dede torunun bu cevabına çok kızar ve ''peki baban nerede?'' diye sorar. Çocuk da ''Babam kitçını boyuyor'' der. Bunun üzerine dede '' tabii annan dostuna giderse, baban da haliyle kıçını boyar'' der.

AÇIKLAMA:
Dolston, Türkiye'den gelenlerin yoğun olarak yaşadığı Londra'nın bir bölgedir. Halk, kelimenin telafuzunu tam yapamıyor ve ''DOSTUN'' diyor.

Kitchen(mutfak) kelimesini yine halkımz ''kıtçın'' diye telafuz ediyor.


Sürç-i Lisan etmişsek affola

canbegi
2008-04-14 10:17
Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de laybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım." Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım...

canbegi
2008-04-14 10:20
ADAMIN BİRİ YEMİNETMİŞ BENİM BİR OLUM OLURSA OLUMU EŞEGE BİNDİRİP KAVAGA ÇIKARACAM DEMİŞ ARADAN ZAMAN GEÇMŞ ADAMIN OLU OLMUŞ BUSEFER ADAM DÜŞÜNMEYE BAŞLAMIŞ NASIL EŞEGİ KAVAGA ÇIKARACAK DERKEN İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAMIŞ GİDİP BİR BEKTAŞİYE SORMUŞ BUNU ÇÖZEN ÇÖZSEN SEN ÇÖZERSİN DEMİŞ MESELEYİ ANLATMIŞ

BEKTAŞİ SORMUŞ SEN RAKI İÇERMİSİN (YOK)
EYLENMİYE GİDERMİSİN (YOK)
ÇAPKINLIK YAPARMISIN (YOK)
NAMAZ KILARMISIN (YOK)
ORUÇTUTARMISIN (YOK)
OZAMAN SORUN KOLAY SENDEN İYİ EŞEK OLMAZ AL SIRTINA ÇIK KAVAGA YEMİNİN YERİNE GELSİN DEMİŞ.

canbegi
2008-04-14 10:24
Bir gün Kürdün Biri lazların kahvesıne girmiş belinden silahı cıkarmıs masaya vurmus ve şoyle demiş ;
--sağdakilerin anasını soldakilerin bacısını...
deyip çıkmış.Bu söz en Genç olan laza dokunmuş eve gitmiş almış beline silahını dogru kürtlerin kahvesine girmiş içeri belinden silahı cıkarmıs masaya vurmuş butun kurtler yanında ne varsa bazuka keleş 7.65 cıkarıp adama dorultmus ve laz şöyle demiş ;
--Sağdaçiler Anami Soldaçiler Bacımi ...

canbegi
2008-04-14 10:35
Başıboş bir eşek nasılsa bir camiye girmiş, hoca eşeği döverek dışarıya çıkarmaya uğraşırken, oradan geçen bir Bektaşi babası bu hali görerek hocaya sormuş :

-Eşeği niçin dövüyorsun be hoca efendi?
Hoca hışımla cevap vermiş :
-Gelmiş camiye girmiş.
Bektaşi teskin etmek için şöyle demiş :
-Canım hoca efendi, onun aklı erer mi?Hayvan olduğu için yapmış bir yanlışlık, girmiş camiye, bak ben giriyor muyum hiç?

canbegi
2008-04-14 10:43
Zamanın birinde yaşlı bir amca eşeği ile karayolunda ağır ağır ilerlerken yolda görev yapan trafik polislerince durdurulur ve kırmızı ışık ihlali yaptığı söylenir bu sebebten ötürü ceza yazılacaktır trafik polisi yaşlı amcaya dönerek
- Amca kırmızı ışık ihlali yaptın ceza yazacağım cezayı sanamı yazayım yoksa eşeğemi.Eşeğe yazarsam 3 kuruş sana yazarsam 5 kuruş nasıl istersin ?
- Bana yaz oğlum
-Amca anlamadın galiba sana yazarsam 5 kuruş eşeğe yazarsam 3 kuruş
- Anladım oğlum anladım.Eşeğin sicilini bozmayalım belki ilerde polis olur.der...

canbegi
2008-04-14 10:45
Cömertliğiyle tanınan ağaya,bayram arifesi bir molla.peşi sırada bir bektaşi misafir olurlar.Akşam yemeğinden sonra sohbet arasında ev sahibi mollaya sorar.Sigara kullanırmısın?Estağfurullah,mekruhtur!..Ya içki? Aman efendim haramdır,hiç olurmu?..Ya kadınlarla ilişkiniz?..Hiç olurmu,biz harama uçkur çözmeyiz!Saz,çalgı,musiki?:Neüzübillah!Bunu bana sorarak büyük günaha giriyorsunuz.Ağa bektaşiye dönerek aynı soruları ona da sormuş.Bektaşi her soruya :EYVALLAH İMANIM diye cevap vermiş.Ayrılık vakti gelince,ağa mollayı bir altın,bektaşiyi 50 altınla ödüllendirince,molla itiraz etmiş.Böyle bir adama 50 altın,benim gibi birine bir altın yakıştımı? Ağa gülmüş:Onun masrafı çok.

canbegi
2008-04-14 10:47
Donald Rumsfeld ölmüş ve cennete gitmiş:Aziz peter in karşısında cennetin kapsında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir oda görmüş ve sormuş?
'Bu saatler ne böyle?'
Aziz peter cevp vermiş. Bunlar yalan saatleri Dünyada ki herkesin bir yalan saati vardır.Her yalan söyleyişinde saatteki ibre birsefer hareket eder,Rumsfeld sorar;Ooo peki bu kimin saati ??Bu Azize Teresa nın saati ibre hiç bir zaman oynamadı yani hiç yalan söylemedi.İnanılmaz demiş Rumsfeld.Peki bu kimin saati diye sormuş?Aziz Peter cevap vermiş.Bu Abraham Lincoln un saati. ibre iki kez hareket etti yani abraham yasamı boyunca iki kez yalan soyledi.En sonunda rumsfeld dayanamamış ve sormuş? Peki Bush un saati nerede??'' Aziz peter bush un saati İSA nın odasında İSA onu vantilatör olarak kullanıyor????

canbegi
2008-04-14 10:51
Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni
cennete mi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar
girmesine yardımcı olarak insanığa katkıda bulundun ama bir
yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın. Ben de senin özel
durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver." "Tamam" demiş Bill Gates,"Önce
cehenneme bir bakayım." ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak sulu bir
kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor hava
süper. "Allaah" demiş Bill Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten
görmek isterim." Ve cennete çıkmış. Bir
bakmış,
bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, insanlar
zil çalıyor,güzelce bir yer ama Cehennem kadar değil.

"Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar
verdim." İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesin

nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in yanına, Bill
bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve
Zebaniler işkence ediyor.
Nasılsın Bill?
Korkunç!

Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların oynaştığı
o güneşli kumsala ne oldu?

Tanrı cevap vermiş:
O ekran koruyucuydu............hahahah begenisreniz gerisi gelecek saygillar


hewalmin
2008-04-17 19:49
Neyzen Tevfik'in payı
Devrinin en ünlü ruh ve akıl hastalıkları uzmanı olan Profesör Dr.Mazhar Osman bir gün sık sık kendisine tedaviye getirilen hastası Neyzen Tevfik'e rastlamış sokakta. Mazhar Hoca her seferinde Neyzen'i taburcu ederken kendisine içki içmeyi yasaklarmış.
Neyzen de taburcu olur olmaz soluğu meyhanede alırmış. Yine yeni taburcu olduğu günlerden birinde Neyzen'i elinde rakı şişesiyle görünce Mazhar Hoca'nın tepesi atmış
'Ne bu halin? Çabuk dök onu yere Neyzen.'
Neyzen Mazhar Hoca'dan çekiniyor ama kafa iyi olduğu için bu kez aldırmamış:
'Dökemem çünkü şişenin yarısı Çallı Ibrahim'in.'
Mazhar Hoca öfkesinden deliye dönmüş, sesini daha da yükselterek bağırmış:
'O zaman senin olan yarısını dök.
Neyzen yine diretmiş
'Dökemem Hoca.'
'Neden?'
Neyzen gayet sakin şöyle yanıtlamış
'Benim payım altta da ondan.

hewalmin
2008-04-17 19:58
Aile yaşantısına hayranlık
Yeni mahallesinde kahvede sohbet eden adama arkadaşları: ''Senin aile
yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var.
Karının bir dediğini iki etmiyorsun.Bu mutluluğunun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz.'' derler.
'Kısaca anlatayım..'' der adam.''Düğünümüz bittikten sonra karım
kendi atına, ben de kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim
bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Karım eğildi ve benim atıma '- Bir ' dedi.

Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar eğilip atıma ' Iki ' dedi. Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim atından indi ve at'a '- Üç ' dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu.Ben şok olmuştum... Eşime bir hışımla çıkıştım ''Yazık değil mi ata, neden vurdun kadın, manyak mısın sen?'' diye bağırdım...

Karım arkasını döndü ve bana ' Bir ' dedi ve o günden sonra karımın bir dediğini iki etmedim...

kafka
2008-04-19 01:03
Eskilerde kurtlerin soyismi yokiken herkesin soyisminin olmasi icin kanun cikiyo. Bir köyde bir aga köy meydaninda haberi millete duyuruyo:
-Duyduk duymadik demeyin artik herkesin soyismi olacak. Benim soyismim bundan böyle kurtogludur. Bunu unutmayin artik bana aga diyeceginize kurtoglu deyin.

Neyse ogun gecmis herkes kendine bir soyisim bulmus. Aga köyde dolasirkene bir köyluye rastlamis, köylude ona selam aga demis. Aga kizmis: Manyak erif demis, ben demedimmi bana aga deme kurtoglu de. Adam özur dilemis ve bidaha bu hatayi yapmiyacagina söz vermis.

Aradan birkacgun gecmis herkes cayhanede otururkene, ayni adam agaya kurtoglu diyecegine aga demis. Aga cok kizmis. Lan aptal erif ben sana demedimmi bana aga demiyecen. Söyle bakim demis, benim soyismim nedir? Adam dusunmus ve demis: Valla bir hayvanin ogluydun ama unuttum hangisi.

kafka
2008-04-19 01:11
Eskilerde kurtlerin soyismi yokiken herkesin soyisminin olmasi icin kanun cikiyo. Bir köyde bir aga köy meydaninda haberi millete duyuruyo:
-Duyduk duymadik demeyin artik herkesin soyismi olacak. Benim soyismim bundan böyle kurtogludur. Bunu unutmayin artik bana aga diyeceginize kurtoglu deyin.

Neyse ogun gecmis herkes kendine bir soyisim bulmus. Aga köyde dolasirkene bir köyluye rastlamis, köylude ona selam aga demis. Aga kizmis: Manyak erif demis, ben demedimmi bana aga deme kurtoglu de. Adam özur dilemis ve bidaha bu hatayi yapmiyacagina söz vermis.

Aradan birkacgun gecmis herkes cayhanede otururkene, ayni adam agaya kurtoglu diyecegine aga demis. Aga cok kizmis. Lan aptal erif ben sana demedimmi bana aga demiyecen. Söyle bakim demis, benim soyismim nedir? Adam dusunmus ve demis: Valla bir hayvanin ogluydun ama unuttum hangisi.

hewalmin
2008-04-19 10:13
Papaz ve Karga
Kiliseye bir papaz atanmış, papaz gelir gelmez ilk işi eski çanı değiştirmek olmuş. Çan çalmak için geldiğinde bakmış birde ne görsün, karganın biri çana pislemiş,neyse temizlemiş. Ertesi günü çan çalmaya geldiğinde aynı manzarayla karşılaşmasın mı? Papaz kargayı yakalamaya karar vermiş; fakat, ne yaptıysa bir türlü yakalayamamış. Demiş ki, bir vatandaşa sorayım. Birilerine olayı anlatmış ve sormuş: Ben bu kargayı nasıl yakalarım? Vatandaş kolay demiş bir parça peynir, peynirin yanına da bir kadeh rakı koy, yakalarsın. Papaz 'nasıl olur mu öyle şey' demiş. Vatandaş izah etmiş 'karga peyniri yiyecek sonuç da susayacak rakıyı su diye içecek ve sarhoş olacak.' Papazın aklına yatmış, vatandaşın anlattığını harfiyen yapmış. Papaz çan çalmak için geldiğinde bakmış ne görsün, karga yerde yatıyor. Kargayı tutmuş.' Ulan demiş sana Hiristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin, Müslüman desem rakı içmezsin söyle len ,söyle sen nesin?. Karga kekeleyerek: 'aaakk paaartiliyim! !!!!!'

hewalmin
2008-04-19 10:28
Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki masaya oturur.
Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki gençlerin kendisine bakarak gülüştüklerini fark eder. Belli ki yakasına taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki Rozetine gülmektedirler. Bu alaylı bakışları görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu ısrarlı sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki rozete götürerek,
'Bu mu?' diye bakışanlara sorar.
Yan masadakiler yüksek sesle gülerek,
'Küçük güzel Pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakışmış!' diyerek sırıtmaya devam ederler.
Orta yaşlı adam bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek,
'Lütfen masama buyurun bunu tartışalım' der.
Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı sebebini anlamadığı bir utanma ve sıkınt ı hissine kapılsa da gelip masaya oturur.
Adam anlaşılır ve yumuşak bir sesle,
'Bu Rozet tüm dünyada, içinde olduğumuz ayda, kadınların arasında meme kanseri bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor.
Ben bu rozeti annemin adına takıyorum' der.
Bu açıklama karşısında başkalaşan delikanlı,
'Çok üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü' diye sorar.
'Hayır' diye cevap verir orta yaşlı adam ve devam eder:
'Annem sağ. Küçük bir çocukken kendimi yalnız hissettiğim korkulu anlarımda her zaman başımı saklayabileceğ im ve huzur bulacağım yumuşak bir yuvadır annemin memeleri. Annemin sağlığı için dua ediyorum.
'Hımmm' diye kekeler delikanlı.
'Bu rozeti karım için takıyorum' diye devam eder orta yaşlı adam.
'Karınız da herhalde iyi' diye sorar delikanlı.
'Evet, evet' der adam
'Karım benim için aşk ve sevgi kaynağı olmuştur her zaman. 23 yıl önce
sevgili kızımızı beslemiştir memesiyle. Karımın sağlığı için Allah'a şükrediyorum.'
'Sanır ım kızınızın sağlığı için de takıyorsunuz?
'Hayır.... Kızımı bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik.
Yaşının çok genç olduğunu düşünerek ihmal etmiş memesinde fark ettiği kitleyi.
Bu nedenle geç kaldık.'
Genç delikanlı, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle,
'Çok üzgünüm bayım. Özür dilerim' der...
Orta yaşlı adam 'Kızımın anısına öğünerek takıyorum Bu küçük pembe kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydınlatabiliyorum. Şimdi evine git, karınla, kızınla, annenle konuş' deyip cebinden çıkardığı küçük pembe kurdele rozetini uzatırken, delikanlı öne eğilir ve takmama yardım edebilir misiniz?' diye mahçup mahçup sorar.
Bu öyküyü Türkiye Meme Vakfı'ndan Dr. Can Gürbüz gönderdi..
Öykünün altına bir de not düşmüş:
'Bir mumun, diğer mumu yakarak aydınlatmasıyla kaybedeceği hiçbir şey yoktur..'
Lütfen bu hikâyeyi yayarak diğer mumları da aydınlatın...
Tüm aydınlıklar kadınların olsun...'

hewalmin
2008-04-19 10:59
Askerlikten muaf tutulma talebi :



Saygı değer Hakim Bey.
Saygılarımla size açıklama özgürlüğümü kullanarak bazı şeyleri bildirmek
istiyorum. Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa kavuşturursunuz.
Şu günlerde askerliğe çağrılacağım.


Adım Cafer Keskinbıçak.
24 yaşındayım ve şu anda 44 yaşında olan Mahmure adındaki dul bir bayanla
üç yıl önce evlendim.

Evlendiğim kadının şu anda 25 yaşında Düriye bir kızı var ve babam Ferit
Keskinbıçak ise bu bahsetmiş olduğum üvey kızım Düriye ile geçen yılın
ocak ayında evlendi. Böylelikle babam, karımın
kızı ile evlendiği için
damadım olmuş oldu.

Aynı zamanda, üvey kızım da babamla evlendiği için üvey annem olmuş oldu.
Karımın geçen sene benden hamile kaldı ve bir Kamil adını koyduğumuz bir
oğlumuz oldu.

Oğlum Kamil, üvey kızım Düriye'nin erkek kardeşi ve aynı zamanda babamın
da hem kayınbi
raderi ve hem de torunu, üvey annemin de erkek kardeşi
olduğu için benim de dayım oldu.

Babamın eşi yani üvey kızım Düriye geçen sene kasım ayında babamdan bir
erkek çocuğu dünyaya getirdi ve adını Arif koydular.
Arif'te ta babamın oğlu olduğu için benimde erkek kardeşim ve de kızımın
oğlu olduğu için de benim torunum oldu.

Yani ben de aynı zamanda torunum olan Arif'in erkek kardeşi oldum.
Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduğuna göre bende eşimin kızının
babası olmuş oldum.

Aynı zamanda kızımın erkek çocuğunun da erkek kardeşi oldum.

Kısacası ben şimdi aynı zamanda üvey kızım Düriye'nin oğlu Arif'in de
büyük babasıyım.

Sayın hakim bey sizden ricam, benim askerlik görevimden muaf olmam yönünde
karar vermenizdir.

Zira şu anda ben...
Babam Ferit Keskinbıçak'ın oğluyum.

Babamın üvey kızım ile olan evliliğinden doğan Arif Keskinbıçak'ın
büyükbabasıyım.

Aynı zamanda babamın torunu olan oğlum Kamil Keskinbıçak'ın babasıyım.

Bu durumda, sizde iyi biliyorsunuz ki mevcut kanunlarımız uyarınca
büyükbaba, baba ve oğul aynı zamanda askerlik yapamazlar..

Saygılarımla.

Cafer Keskinbıçak.

Not : Adıyaman ili .... ilçesi ... Asliye Hukuk Mahkemesince. ..
Adli Tabiplik raporunda belirtilmiş olan psikolojik rahatsızlıkları ndan ve
aile içindeki dengesizliklerden dolayı Cafer Keskinbıçak'ın askerlik
hizmetinden muaf tutulmasına ve askerlik şubesindeki dosyasına bu şekilde
işlenmesine karar verilmiştir

ALINTIDIR :)

Delfine
2008-04-25 23:37
HANIMLAR ŞIMARMAK YOK...

HİNT MİTOLOJİSİNDE KADININ YARADILIŞI

Tanrı, yaprağın hafifliğini
ceylanın bakışını
güneş ışığının kıvancını
sisin gözyaşını aldı
rüzgarın kararsızlığını
tavşanın ürkekliğini buna ekledi
onların üzerine taşların sertliğini
balın tadını
kaplanın yırtıcılığını
ateşin yakıcılığını
kışın soğuğunu
saksağanın gevezeliğini
kumrunun sevgisini kattı
bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı

YARATTIĞI KADINI ,ERKEĞE ARMAĞAN ETTİ


HİNT MİTOLOJİSİNDE ERKEĞİN YARATILIŞI

Tanrı, kaplumbağanın yavaşlığını
boğanın bakışını
fırtına bulutlarının kasvetini
tilkinin kurnazlığını
boranın dehşetini aldı
sülüğün yapışkanlığını
kedinin yaramazlığını
hindinin kabarışını
gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi
bunların üzerine ayının kabalığını
bukalemunun şıpsevdiliğini
sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı

YARATTIĞI ERKEĞİ,ADAM ETSİN DİYE KADINA VERDİ

Delfine
2008-04-25 23:41
İŞTE CEM YILMAZ'DAN



İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.



Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal



Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.



Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar,
Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar
Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar.



Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.



Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı
Satılmadik o kaldı, durma satıver vatanı.



Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda
Semizletin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda
Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda
Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda.



Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli?
Oyuverin altını, iyice sallansın temeli
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli....



O zaman durur belki gözümden akan yaşım
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım
O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım
HESABINI VERİP dE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM...



Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar
Hakkıdır Garip yasamış vatandaşın da gülmek
Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir İstikbal.....

cem yılmaz

Delfine
2008-04-27 22:36
Gerçek Dostlar

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan
ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir.Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.

Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve onun evlenmek üzere olan nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir. Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir...(ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek) arkadasının iş yerine gider ve çalışmak için iş ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilâç alamadağını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istedigi ilâçlarî alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar.Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını ona bırakmıştır. Saf adam artık zengindir.
Biraz da sevdiği dostuna kırgınlığından dolayı dostunun işyerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur.
Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına ; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler.Bizimki böyle bir kıza nasıl ulaşacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır ...

Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar . Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya .Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı . Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendigini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İşlerim bozulduğunda onun fabrikasina gittim ve çalişmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum Çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya. Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi . Nişanlısını istememin nedeni ise o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı . Çünkü O kadın (Hayat kadınıydı ) Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı.
Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi .Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kişi de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben iknâ ettim. Her şey senin içindi...

Hikayeden alınacak ana fikir :

İnsan dostu için yaptıklarını mecbur kalmadıkça açıklamaz..
Tüm yakınlık duyduklarınıza birde bu gözle bakın...
Siz farketmeden sizin için kim bilir neler yaptılar. [sadece sizin için]
Dostluğa ve Dostlarımıza Sahip Çıkalım

Delfine
2008-04-27 23:05
Gani Mujde'nin Turbanli kiza cevabi

Türban protestolarında depremi ima ederek 7.4 yetmedimi diye pankart taşıyan türbanlı kıza Gani Müjde'nin cevabı. Hiç yorum yapmaya lüzum bırakmamış. Altına imza atılacak bir yazı...
************ ********* ********* ********* ********* ********* *** 7,4 Yetmedi mi
Bir süre önce türban protestoları sırasında '7.4 yetmedi mi?' pankartını açan sevgili kardeşime seslenmek istiyorum bugün... 20 bin insanın acısı ve cenazesi üzerine politika yapmaya kalkan 'o güzel insana' bir çift sorum var.

Ey mantosu uzun,aklı kısa kardeşim benim.
7.0 yetmedi mi?
Senin okuduğun gazeteler yazdı mı bilmiyorum ama Amerika'nın,hani o gavur ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri'nin, hani o Siyonistlerle iş birliği yaptığı için her yerde bayrağını yaktığınız ABD'nin Los Angeles şehrinde 7.0 büyüklüğünde bir deprem oldu bacım... Neredeyse bizimkine yakın bir deprem. Bizde ayni şiddetteki bir deprem 20 bin kişi ölüp 20 bin kişi sakat kalırken,gavur, Hıristiyan ve Siyonist dostu Amerika'da sadece 2 kişi yaralandı güzel ablam.

Şimdi türbanlı başını ellerinin arasına alıp düşünüyor musun acaba? Sakarya gibi muhafazakar bir bölgede Allah binlerce Müslüman'ı öldürerek cezalandırıyorsa eğer,Hıristiyanlara ve Siyonist dostlarına niye kıyak geçiyor? Seks şoplarıyla, porno filmleriyle tüm dünyaya 'seks', 'uyuşturucu' ve 'günah' ihraç eden bu ülkenin Allah katında ayrıcalığı ne olabilir ki güzel annem? Oysa adım gibi eminim Sakarya'da,Gö lcük'te hayatlarını kaybedenlerin çoğu ölmeselerdi eğer, sabah ezanı ile birlikte camilerin yolunu tutacaklardı. Üç aylarda oruç tutacak, Ramazanda devrilmeyen minarelerin ışıklarıyla birlikte senin ağzına adı bile yakışmayan Allah'ın adı ile birlikte oruçlarını açacaklardı.

E nooldu şimdi? 7.0 yetmedi mi güzel ninem?
Eğer her coğrafya olayını,her doğal afeti bilimin ve aklın süzgecinden geçirmeden böyle yorumlarsan bu ülkenin yarısı her deprem felaketinden sonra dinsiz olur güzel hala kızım...Fay hattında 10 katlı binalara izin veren şapşal belediyecilik anlayışını, deniz kumundan inşaat yapan edebiyatçı muteahitleri, depreme dayanıklı konut üretme çabalarını, hırsızları,uğursuzları bir kenara bırakıp her şey ilahi kudretin intikamı olarak açıklarsan bu deprem 10 yıl sonra gene aramızdan binlerce 'dinsizi' alır gider güzel amca kızım...

Beynin var mı bilmiyorum,betonları n altında inleyerek can veren 20 bin insanı,kadını,çocuğ u ve bebeği bir kalemde günahkar diye silip atan kuş beynini türbanın altında görmek mümkün olamıyor çünkü ama bence bu yazıyı oku ve bütün gece uyumadan düşün.Allah'ın kullarına böyle cezalar verebileceğini hala düşünüyorsan da git Hıristiyan ol... Çünkü senin bu mantığına göre Allah onları daha çok seviyor. 'Gavurlar' hem senden daha zengin, hem de evleri tepelerine yıkılmıyor.

Gani MUJDE

--
En tehlikeli insanlar en dindar görünenlerdir. Bir de organize olup güç kazanmışlarsa her türlü Allahsızca girişimi bekleyebilirsiniz.
Alberto Rivera

hewalmin
2008-04-30 01:09
TÜM ANNE & BABALARA....
Ders olur belki.......

Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu.
Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde
-Babama- yazıyordu.
Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu.

Sevgili baba,
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Joanla buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...
Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri,derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu.Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk...Baba Joan hamile! Joanın dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor. Joan benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez.
Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız. Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Joan sağlığına kavuşsun diye.. O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim. Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin

Oğlun Cihat.

NOT: Baba, yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet'lerdeyim. Sadece sana, masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.

Delfine
2008-04-30 01:34
Ustalarin çıraklarina sadece edindikleri meslegi, zanaati değil hayati da
çğrettikleri, en geniş ve gerçek anlamiyla öğretmen olduklari dönemde
Hintli bir ahsap ustasi yaşiyordu.
Bu ustanin çiraği buyudu, ahşap işlemeyi ve hayati öğrendi, kendi işini
kurup başlatti. Bir süre sonra dostlarindan biri oğlunu getirdi, ustadan
onu yanina çırak almasini istedi.
Fakat bu çırak sürekli yakinip duran, her şeye bozulan bir çocuk çıktı.
Tahta getirmeye gidiyor, döndüğünde ellerine kıymık battığından uzun uzun
yakınıyordu. Bir iş teslim etmeye gidiyor, döndüğünde yoldan, sicaktan,
muşterinin tavrından yakınıyordu.
Usta çocuga bir seyler anlatmaya çalışıyordu ama sözlerinin hiçbir etkisi
olmuyordu.
Bir gün usta çıragını köye tuz almaya gönderdi.
Çırak ustasının söylediği gibi, tuzu alip döndü. Usta bir bardak su getirmesini söyledi. Çırak bir bardak suyu da getirdi.
Usta, Şimdi o tuzu suyun icine at' dedi. Çırak ustasının söylediğini yaptı.
Sonra usta 'Şimdi o suyu iç' dedi. Çırak suyu içti ve tabii ki içer içmez de tukurdu. Öfkeyle ustasına bakarken, usta 'Nasıldı tadı' diye sordu. Çırak nefretle, 'Çok acı' dedi.
Usta çocuğa 'Tuzu yanina al gel, gidiyoruz' dedi. Çırak ustasının peşine takıldı. Bir süre sonra civardaki gölün kiyisina geldiler.
Usta çırağa 'Bütün tuzu göle dök' dedi. Çırak söyleneni yaptı.
Usta 'Şimdi gölün suyundan iç' dedi. Çırak içti.
'Suyun tadı nasıldı' diye sordu usta. Çırak, 'Cok guzeldi' dedi.
'Peki tuzun acısını hissettin mi' diye sordu bu kez de.
Çırak 'hayir' dedi.
Usta çırağı karşısına oturtup anlatti:
'Hayattaki bütün olumsuzluklar iste bu bir avuç tuz gibidir. Eger sen kücük bir bardak su isen, nasil tuzun bütün acısını tattıysan, hayatın bütün olumsuzluklarindan da öyle etkilenirsin. Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu onumuzdeki göl gibi isen, hayatta karsılaşabileceğin bütün olumsuzluklar seni, o bir avuc tuz gölun suyunu nasil etkilediyse öyle etkiler, bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.

Seçim senindir :

Ya bardak olacaksın ya da göl...'


Delfine
2008-04-30 01:46
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.

Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkac saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır.Adam uyku sersemidir;
güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
'Ne oldu?Ne istiyorsun?' diye sorar.
Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.'
Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:

-'Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir sürü yıldız
görüyorum,ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
Karısı tekrar sorar.Peki, bu sana neyi gösteriyor?
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:

'Teolojik olarak Allahin kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.

Felsefi olarak, evrenin sonsuzlugunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.

Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum.

Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.

Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.

Niye sordun bunu bana? Sana neyi gosteriyor?

'Necati, çadırımızı çalmışlar!!!

kafka
2008-05-04 01:54
Kurtcenin yasaklandigi dönemde yasli bi kadin herhafta kuzu etti aldigi kasapciya turkce bilmedigi icin etti kurtce: "Bi kilo kuzu etti" diyerek satin alirmis.

Slksik ugradigi kasapci kurtce konusmanin suc oldugu icin kadina onun kurtce konusmamasi, ve bir daha konustugunda ona ett satmiyacagini söylermis.

Turkce anliyan ama konusmasini bilmiyen yasli kadin et almak mecburiyetinde kalinca tekrar kasapciya gider. Kasapciya eline bir kilo kuzu etti alarak: " Fena la tirki minda" ( Bunu turkce ver bana demis).

Delfine
2008-05-05 00:01
Temel Pastacı olursa...

Adam son derece sevdigi ve saydigi karisinin 60 inci yas gününde, önemli
konuklarini da davet
ettigi parti için bir pasta ismarlamis. Karadenizli Laz pastaci:
- 'Üzerune ne yazmami istersinuz daa?' diye sormus. Adam bir an düsünüp,
- "Yillarca yoruldun ama, inan hâlâ mükemmelsin" yazilsin! demis
- 'Peki efendum pastanin üzerune nasil yerlestirelum ha bu yaziyu?
- 'Iki satir halinde olsun, üstte 'Yillarca yoruldun ama ' , altta 'Inan
hâlâ mükemmelsin' seklinde olabilir..'
Parti günü tüm davetlilerin önüne kivilcimlar saçan maytaplarla pasta
gelmis.

Üzerinde aynen söyle yaziyormus:
Üstte yillarca yoruldun ...Ama altta inan hala mükemmelsin

Delfine
2008-05-05 00:15
Sedef Çiçeği

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış
gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını ve
Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına
verdi
Hakim.
"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun?"

Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,
kısılmış sesiyle konuşmaya başladı.

"Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik bu tür
haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu,
kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından.

Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti herkes onu
dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti.

"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim.
O bilmez 50 yıl önceydi O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından
kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı,
onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı O zaman
adak adadım. Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu
diye iyi gelirmiş dedilerdi 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp
bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi. Taki geçen geceye kadar
O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım. Ben böyle bir adamla
50 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim. Ondan hiçbir şey
göremedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini
yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

Hakim, yaşlı adama dönerek ;

"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.

Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın
utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

"Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin
görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadimemi de orada
tanıdım. Sedefleri de ona en güzel çiçeklerden büketler verdim
O çiçeklerle doludur bahçesi kokusuna taptığım perişan eder
yüreğimi.

ilk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime
götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç
sertleşir, kötüleşir dedi her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin
dedi. Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun lafım geçmedi. O günlerde
tesadüf bu çiçek kurudu. Ben ona gece sularsan geçer dedim. Adak
dilettim, her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim
kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece o çiçek
ben oldum sanki, ona bu yüzden tapabilirdim." dedi adam o yaştaki
bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle

"Her gece O yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef
gece sulanmayı sevmez, hakim bey. Geçen gece de yaşlılık ben de
uyanamadım uyandıramadım çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu
yine azabilirdi suçlandım sesimi çıkartamadım."

O an Mahkeme salonunda herşey sustu.

Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye yine yalnızca neticeyi
haber yaptılar...

hewalmin
2008-05-08 23:46
Amerika'da mahkemede yargic,tanik kadina kac cocugu
oldugunu sordu. Kadinin 'on' demesi uzerine ise, on
cocugunun da adlarini sirayla soylemesini istedi.
Tanik kadin, yargicin dedigini yapti ve on cocugunun
da adlarini yas siralarina gore soyledi:
-David, David, David, David, David, David, David,
David, David, David...
Yargic bu kez merakla sordu:
-On cocugunuzun onunun da adlari David mi?
Kadinin 'Evet' yanitindan sonra ise daha da
meraklanarak yeniden sordu:
-Peki cocuklariniz bahcede oynarken onlari iceri nasil cagirirsiniz?
Kadin bu soruyu gulumseyerek yanitladi: -Ben yuksek sesle bir kez
'David' diye bagiririm, bir anda onu birden eve gelir. Yargic yine
meraklandi: Tanik kadin yine gulumsedi:
-Yuksek sesle bir kez, 'David yemek hazir... Haydi
sofraya' derim , cocuklarimin onu birden sofrada
yerlerini alirlar...
Yargic merakini bir turlu giderememisti.
Tekrar sordu: 'Iclerinden yalnizca birine
bir sey soylemek istediginizde ne yapiyorsunuz?'
Tanik kadin bu soruyu da kolaylikla yanitladi:
-O zaman soyadlariyla cagiririm...
*********************************************************************
Adam her gun papaganini camin önune birakir ise oyle gidermis.
Papagan da aksama kadar yoldan gecenleri izler, soylediklerini dinlermis.
Bir gun gene papagan camin kenarinda dururken asagida eylem yapan gencler
Tek Yol Devrim' diye bagiriyorlarmis.
Ertesi gun sagci gencler eylem yaparken Papagan '
Tek Yol Devrim' diye bagirmaya baslamis.. Sagcilar da evi taslamislar,yakip yikmislar..
Adam eve donunce cok sasirmis ve olanlari komsulardan ogrenmis.
Papagana ayni seyi bir daha yapmamasini soylemis.
Bir sonraki gun solcular eylem yaparken papagan sagcilardan duydugu
'Milliyetci Haraket Enngelenemez' sloganini soylemeye baslamis.
Bu sefer solcular evi taslamislar
Adam eve dondugu zaman bu sefer dayanamamis, papagani kumese atmis.
Kumeste Tavuklar: Ne oldu lan artiz? Butun gun oyle orda camda durup etrafa bakmayi biliyordun..
Papagan: Ben sizin gibi adi suctan yatmiyorum, Dusunce sucundan yatiyorum..

Delfine
2008-05-20 22:04
Mail yanlış yere giderse....
California da yaşanmış ve kayıtlara geçmiş bir olay dosyası :
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.

Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.

Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini
düşünülerek hazırlanmış.

Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not : Burası çok sıcak

Sevgiler Eşin

Delfine
2008-05-24 01:42
Delilik ve Salaklık
Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum...
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil,
Bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar,
çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden
izleyen bir deli, seslenir;
Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar.
Hepsi 3 bijonlu olsun.
Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemern denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
Senin ne işin var tımarhanede?

Cevap müthiştir....
Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil...

xalokusto
2008-05-26 00:45
delfine sen mutissin valahi herkez adina tesekur ederim.
:)))))))

reso
2008-05-26 01:54
gercekten delfine arkadasin yazmis oldugu bu son fikra gercekten cok cok guzel.bizimle bunlari paylastigi icin tesekkur etmek isterim.

Delfine
2008-06-23 00:17
PATATES TARLASI
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.

Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğ imden, kendimi çok kötü hissediyorum.
Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler
Davit

Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis çıka geldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

Babacığım,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David

BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA, KENDİNİZE BIR KAÇIŞ YOLU DEĞİL, BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN.
D. L. Weatherford


Delfine
2008-06-23 00:27
SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK
Vaktiyle köyün birinde, ahalinin tarlaları ve meyve sebze bahçelerini suladığı bir su kaynağı varmış. Bu kaynak köyün ortak malıymış. Civarda başkaca su kaynağı olmadığından bütün köylü, arazisini bu kaynaktan nöbetleşe sıra ile sularmış. Kimin ne vakit, ne kadar su kullanacağı belliymiş ve herkes kendi hakkına riayet eder, komşularının hakkına da saygı gösterirmiş. Ancak her köyde olduğu gibi, bu köyde de açıkgöz bir adam varmış. Sebze bahçeyi su kaynağının hemen yakınında bulunan bu adam, herkes gibi sırası geldiğinde gider, kaynaktan suyunu alırmış ama bununla yetinmeyip, kaynak ile bahçesi arasına gizli bir su yolu kazmış. Kimseler fark etmesin diye de su yolunun üzerini, taşla tahtayla kapatıp, üstüne de saman balyaları yığmış. Su, diğer vakitlerde bu saman altından aka aka açıkgözün tarlasına kadar gidermiş.
Yaz ortasında herkesin tarlası susuzluktan yanıp kavrulurken, onun ki, fidanların boy üstüne boy attıkları, yemyeşil bir haldeymiş. Üstelik bostanın ortasındaki sulama havuzu da, her zaman silme doluymuş, Köylüler, "Bu işin içinde bir iş var", diyerek araştırmışlar ve kısa bir süre sonra da, bu uyanığın saman altından su yürüttüğünü fark etmişler.

Delfine
2008-06-23 17:57
8-9 yaşlarında bir çocuk var, bu çocuğun en sevdiği şey yatak
odasındaki dolaba girip oyuncak beyaz ayısı ile oynamak.

Yalnız bu duruma annesi çok kızıyormuş çünkü kocası yokken sevgilisini eve getiriyormuş.

Yine bir gün annesi sevgilisi ile dışarıda iş üzerindeyken çocuk
dolapta beyaz ayısı ile oynuyormuş... Bu sırada kadının kocası gelmiş kapı çalınmış, kadın panik ile adamı dolaba sokmuş..
Bu sefer kocasıyla dışarda sevişmeye başlamışlar.
Bu sırada içerde çocuk ve adam karşı karşıya oturuyorlar. . bi süre sonra;
- Amca
- Efendim
- Benim bi beyaz ayım var..
- Eee
- Sen onu alıcaksın
- Cocuğum ben koca adamım ne yapayım ayıyı
- Yok yok alıcaksın..
- Almicam ulan
- Alıcaksın, yoksa çıkar babama söylerim
- Peki peki sus... ne kadar
- 50''
- Hadi lan.. ben 50 dolar vermem ona
- Peki bende çıkar babama söylerim...
- Peki peki... al şunu..
aradan bi süre geçmiş;
- Amca
- Ne var
- Ayımı geri ver''..
- Hadi lan ben ona 50 dolar saydım..
- Vericeksin, yoksa çıkar babama söylerim..
- Peki lan velet al şunu sus..
biraz sonra;
- Amca
- Ne var
- Benim beyaz ayı varya...
- Eee
- Sen onu geri alıcaksın 100 dolara
- Hmmppf''
Bu böyle sabaha kadar devam etmiş.. çocuk adamın cebindeki tüm parayı almış. Ertesi gün gitmiş... Paralarla kendisine bir bisiklet almış..
Eve dönmüş annesi bisikleti görmüş;
- Bunu nerden buldun? demiş.
O da;
- yerde para buldum onunla aldım. demiş..
Annesi;
- Olmaz çocuğum sen günah işlemişsin, git bisikleti geri ver,
parayı geri al''.. Sonra o parayı kiliseye bağışla.. Gitmişkende
parayı nasıl bulduğunu anlat ve günah çıkar demiş...
Çocuk istemeye istemeye gitmiş, bisikleti geri vermiş, parayı almış..
Sonra parayı kiliseye bağışlamış ve günah çıkarma odasına girmiş...
Rahip kabinin diğer tarafından seslenmiş;
- Buyur çocuğum
- Rahip amca benim bi beyaz ayım var
Rahipten gelen cevap;
- S..tirrrrr gitt laaaaaaaaaaaaaaaaaa aaan..!!

Delfine
2008-06-23 18:00
Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir bakar ki 3 milyar küsur lira fatura. Beyninden vurulmuşa döner. Hemen ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir.


Adam:
- 'Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen' der.

O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder. Gece papağanı gözlemeye karar verir. Papağan kafesinden çıkar ve telefonun başına gidip rehberi açar, adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya baslar. Adam sinirden çıldırmış bir
şekilde papağanı yakalar ve kanatlarından duvara çiviler. Papağan çarmıha gerilmiş bir vaziyette duvarda asılı kalmıştır. Adam sinirle papağanı azarlar;
- 'Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin. Çek bakalım cezanı.'
Adam gider. Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta. Hemen muhabbet koyulur;
- 'Birader sen ne kadardır buradasın?'
- '2000 yıldır buradayım' der İsa.
Papağan hayretler içinde kalır;
- 'Ohaaaa! Nereyi aradın lan öyle?'

Delfine
2008-06-23 18:11
Yaşlı bir çiftçi trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle, mahkemede savunmak yapmaytaydı.
Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu:

-Kaza yerine gelen polis ekibine 'İyiyim' demediniz mi?

Çiftçi ifadesine başladı:
-Traktörümün arkasında besili ineğim sarıkız ile birlikte giderken, bu nakliye şirketinin kamyonu..... .

Avukat sözünü kesti;
-Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruya cevap verin.
Kaza yerine gelen polis ekibine 'İyiyim' Dediniz mi? Demediniz mi?

-Şimdi efendim, biz sarıkız ile birlikte giderken.... ....

Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek:
-Efendim, Bu adam kaza yerine gelen polis ekibine, kendisine durumunu sorduğu zaman 'Çok iyiyim' demişti.
Şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek, müvekkilimi dava ediyor.
Lütfen kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusunda ki soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz?

Hakim:
-Bir dakika. Önce şu sarıkız hikayesini duymak istiyorum.

Çiftçi hakime teşekkür edip, ifadesini sürdürür:
-Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, sarıkız başka bir hendeğe savrulduk.
Sersemlemiş bir halde yatarken, diğer taraftan sarıkızın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum.
Belli ki çok acı çekiyordu.
O sırada hemen ordan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte yatan sarıkıza baktı.
1 - 2 dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan sarıkızı iki kaşının ortasından vurdu.
Ardından elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana 'Sen nasılsın Amca' diye sordu.
Siz olsanız ne cevap verirdiniz?

Delfine
2008-06-23 18:20
Cenaze
Temel, televizyonda türk filmi izlerken telefon acı acı çalar.
Telefona bakan Fadime, kısa bir görüşmeden sonra telefonu
kapatıp Temel'e seslenir:
-Cemal'in karısı ölmüş. Seni cenazeye çağırıyor.
Temel üzgün bir ifadeyle:
-Bu sefer gitmem.
-Olur mu Temel? O senin en iyi arkadaşın.
Temel biraz düşünmüş ve demiş ki:
-Adam, üçüncü kez karısının cenazesine çağırıyor Fadime.

Ben onu bir kez davet edemedim. Ne yüzle cenazeye gideceğim.

Delfine
2008-10-16 16:59
Papa, ABD yi ziyarete gitmis, tezahuratlardan sonra bir sofor papayı almıs bir yolda gidiyorlar. Sessiz ve agaclı yolda papa sofore demiski:
'Evladım, yıllar varki boyle sessiz bir yolda gitmedim, ve de yıllardır araba kullanmadım. Su arabayı biraz surebilir miyim?
'Sofor, tabii papa hazretleri demis.
Papa yalnız oldugu duygusunu artırmak icin soforu arkaya bindirmis. Ama bir sure sonra asırı hızlı gittigi icin polis onu durdurmus.Polis tam ehliyet isteyecekken camdan bakıp, bir dakika efendim deyip biraz uzaklasmıs, merkezi aramıs.
'Alo merkez, bir araba 120 mille gittigi icin durdurdum ama icinde cok onemli biri var napayım?
''Kes cezayı'
'Bakın cok onemli biri diyorum'
'Ne yani vali falan mı?'
'Cok daha onemli'
'Bakan mı'
'Cok daha onemli'
'Oglum kim bu? Baskan falan mı?'
'Daha da onemli''Sen kafayı mı yedin? Daha onemli kim var be'
'Valla, adamı tanımıyorum ama soforu Papa.'

Delfine
2008-10-16 17:00
KARI & KOCA
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?'
Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'

KELİMELER
Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime'
Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.'
Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?'

YARADILIŞ
Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.'
Karısı yanıtladı: Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'

KONUŞMAMA CEZASI
Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı . Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.

Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller (İstisnalar Hariç) Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.

Delfine
2008-10-16 18:22
AMELİYAT

Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş.

Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler.

Ama bu Arap'ın kanı çok nadir bir kan imiş.

Bütün dünyayı arayıp taramışlar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir Yahudi'de bu kanın olduğu anlaşılmış.

Yahudi kan vermeye razı olmuş ve ameliyat da yapılmış.

Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudi'ye teşekkürleri ile beraber müthiş bir otomobil ve bir milyon dolar para yollamış.

Bir kaç ay sonra Arap'ın bir kere daha ameliyat olması icap etmiş.

Doktorlar yine Yahudi'yi aramışlar ve Yahudi'de tekrar kan vereceğini söylemiş.

Arap yine ameliyat edilmiş.

Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudi'ye bir teşekkür notu ile bir kutu Sam baklavası yollamış.

Çok daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu işe çok bozulmuş.

Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp neden bu kadar cimri davrandığını sormuş.


Arap kahkahalar atarak şu cevabı vermiş 'Ya habibi, gözümün nuru. Artık damarlarımda Yahudi kanı dolaşıyor!'

Hizli Mesaj

Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre
» Üye Ol
» Bilgilerimi Unuttum?
 
Sudoku
 
Sudoku
 
Takvim
   
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
             
             
             
             
             
             
Olay |  
 
 
Tawkirarın Sorusu
Isveçte bir Tawkirar gençlik festivali olsa gelmeyi düsünürmüsünüz?
Evet Hayır Bilmem
 
» Sonuç
 
Kullanıcı İstatistik
Toplam üyeler 2326
Aktif üyeler 0
Aktif ziyaretçi 21
Toplam ziyaretçi 2052272
 
Copyrights © TAWKIRAR.COM 2006
İlanlar: