|
TAPKIRANLILARIN(TAVKİRAR) DURUŞU NASIL OLMALIDIR 2
Haziran 2007?de yine aynı başlıkla bir yazı kaleme aldım ve Sitede yayınlamıştım. Şimdi ?Tapkıranlıların(Tavkirar) duruşu nasıl olmalıdır? aynı başlıklı ikinci yazımı kaleme alma gereği duydum. Yazımın başlığından yola çıkarak, şimdi herkes merak edecek "duruşumuz HALA yanlış mı ki böyle bir yazı tekrar kaleme alındı?"
Belki hepimizin değil ama kimimiz belki farkına varmadan bilerek veya bilmeyerek farklı bir duruş sergileyebiliyoruz. Ama bu yazım kimseye hakaret, dışlama, deşifre veya aşağılama amaçlı değildir. Bu yüzden bu yazımı kimse yanlış anlamasın ve algılamasın. Amacım sadece; halkımızı sağduyuya, duyarlı olmaya, paylaşmaya, paylaşımcı olmaya, demokratik kurallar çerçevesinde dostane bir şekilde gerekirse rekabetçi ama köstekleyici olmamaya, yani herkesi kucaklamaya yöneliktir. Bu mesajları içermesine özen gösteriyorum. Yoksa kimse benim için hedef değildir ve bundan dolayı da kimsenin yazılarım için çeşitli spekülasyonlar yapmamalarını rica ediyorum.
Bizler, Nurhak eteklerine bundan en az 400 yıl önce mekân kurmuş ve bugün dünyanın her kıtasına yayılmış büyük bir aileyiz. Bu kadar yaygın bir coğrafyaya dağılmış "Tapkıranlılar" olarak bizi birbirimize bağlayan en önemli ve ilk bağ nedir? Bunun cevabı açık ve nettir. Bir memleket resmi gördüğümüzde heyecanımız nasıl oluyor, duygularımız bir noktada kesişiyor, değil mi? Demek ki bizi birbirimize bağlayan en önemli bağ aynı topraklardan gelmemizdir. Sanırım bu konuda hemfikiriz.
Bundan dolayı biz Tapkıranlılar olarak herkesin bizi örnek alması gereken bir duruşumuz olmalıdır. Bu duruşumuzu dosta düşmana BİRLİKTE HAREKET EDEREK göstermeliyiz. Her birimiz bir kafadan hareket edersek, her birimiz kendi bencil egolarımızın peşine düşersek, birilerini dışlarsak, birbirimize önyargılı davranırsak bu bize yakışmadığı gibi kimseye de fayda getirmez.
Artık çağın değişim ve ihtiyacına göre geç de olsa yavaş yavaş çağa ayak uydurmaya başladık. Çağa ayak uydurmanın bir adımı da ortak değerler çerçevesinde kaynaşmak ve kurumlaşmaktır. Çünkü "bir elin nesi vardır, iki elin sesi vardır" misali biz birlikte olmazsak, birlikte hareket etmezsek hiçbir şey başaramayız ve küreselleşmenin çarkları arasında eriyip gideriz.
Dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun halkımız için alakalı bir sıkıntı oluştuğu zaman az veya çok bunun rahatsızlığını hissetmeyenimiz yoktur. Çünkü nerede olursak olalım "aynı topraklardan geldik, biz bizeyiz" ve biz birbirimizi çok iyi tanırız.
Mutlaka içimizden kafasını kuma gömen ve bu halk ile ve yine bu halk için birlikte hareket etmek istemeyen ve çaba harcamak istemeyenler vardır ve de olacaktır. Ama hepimiz kendi kulvarımızda herkese kucak açıp, ortak bir paydada buluşmayı, yollarımızın kesişmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Böyle olanlara da kucağımızı sonsuza kadar açmalıyız.
Müslümanlıkta bir tabir vardır. "Bugün Allah için ne yaptın" derler. Değerli Dostlar, bu bağlamda ben de size bir soru sormak istiyorum: Her gün değil de, herhangi bir hafta veya ay "Tapkıranlılar için ne yapıyorsun" diye soruyorum. Bu soruyu düşünmenizi rica ediyorum. Tapkıranlılar için çaba sarf edenlere, yetiştiremedikleri ve zayıf kaldıkları noktalarda köstek değil de destek olmalıyız.
İşte o zaman Tapkıranlıların duruşu dosta düşmana gösterilmiş olur. Yoksa şunu niye yapıyorsunuz, bunu niye yapmıyorsunuz şeklinde emir yağdırma yerine, moral bozma yerine mevcut girişimlere destek veya yeni çalışma alanları açarak da halkımıza bir şeyler yapılabilir.
Ama tüm bunları demokratik kurallar içinde, eleştiri - özeleştiri mekanizmasının çalıştığı ve tahammül sınırlarını zorlamadan bir potada izaha getirmeliyiz. Yoksa burada sen - ben kavgası vermek, birilerini dışlamak ve o şekilde davranmak hiç kimsenin işine yaramaz. Olsa olsa ancak halkımız için bazı gelişmelerin önünü kesmek isteyenlerin alkış yağmuruna tutulur.
Ayrılmayı, ayırmayı düşünmeden, birilerini dışlamayı ve birbirini rencide etmeden amacımız ortak yaşam nimetlerini yakalamak için birlikte hareket etmek gerektiği kanısındayım. Zayıfın elinden tutmak, ihtiyacı olana maddi ve manevi destekte bulunmak, köy ve köy halkı için iyileştirici projeler geliştirmek olmalıdır. Beraber yaşadığımız insanlarla ortak değerlerimizi artırıp ortak bir yapı oluşturmamız lazım.
Artık her alanda ve her meslekte dünyanın her köşesinde insanlarımız vardır. Bu gücümüzü halkımız ve köylerimiz için birleştirmeliyiz. Bu güç bu noktada birleşmelidir. Bazı hayalleri gerçekleştirmek için birey ve işyeri sahipleri olarak gücümüzü birleştirmeliyiz ve birlikte hareket etmeliyiz. Bu iş gönüllü olarak kimseyi üzmeden birbirimize destek vermek olmalıdır. Hepimizin hayalleri istersek gerçekleşir. İstersek de herkes kendi kabuğuna çekilir.
Bu bağlamda hepinize soruyorum: "Tapkıranlıların Duruşu Nasıl olmalıdır". Herkes bu soruyu kendi kendine sorsun ve bunun için yarından tezi yok, şimdiden birey olarak(bir Tavkirarlı olarak) duruşuna düzgün bir şekil versin. Siyasi görüşlerimiz farklı da olsa, dünyevi(manevi) görüşümüz farklı da olsa, zevklerimiz, hayattan beklentilerimiz farklı da olsa bir düzgün "Tapkıranlılar" duruşu ile herkese örnek olmalıyız. Bu bilinç ve sorumluluk ile kısacası "ADAM" gibi durmayı bilmeliyiz.
İSTERİM Kİ EN AZINDAN SOYDUĞUNUZ BİR ELMA KABUĞU KADAR DEĞERİ OLSUN NAZARINIZDA CÜMLELERİMİN.
BU YÜZDEN ATMAYIN YABANA CÜMLELERİMİ DOSTLAR, YARIN ÇOOOK GEÇ OLABİLİR.
Saygılarımla
Hüseyin Mirza Karagöz
İsveç
|