|
|
| Okuma sayısı 226 |
Yayın: 2010-03-16 |
İlkokulu bitirdikten sonra büyük şehrin okullarına gitmek için yola çıktığımda, Gülizar, beni köyün alt yanına dek yolcu etmişti, ''Git bakalım, sen de git!"demişti, '' gidince artık unutursun buraları, bir daha geriye dönmezsin; dönsen de, koluna bir şehirli kızını takar, öyle gelirsin; yine benim elim koynumda kalır...'' Yok, unutmam, dönerim; senden başkasına da gönül kaptırmam, dedimse de inandıramamıştım.
Şago (Şagül) ninem, ''Şehir kasabından kemik yalayan it, bir daha köye dönmez'' derdi. Felek, benim taşımı çok uzaklara attı; Ankara, İstanbul'la yetinmedim, daha da uzaklara gittim... Yıllar sonra, bir gün, eşimle köye gittiğimde, Gülizar, duymuş, kızıyla, kalp hastası kocasıyla karşı köyden çıkıp geldi. Karşıma geçti, uzun uzun yüzüme baktı; ''Gurbetlik seni ne hale getirmiş, yaşlanmışsın, saçların ağarmış, tanınmaz olmuşsun'' dedi. Sanki ben, onu o ilk görüşte tanıyabilmiştim. Karşı köye gelin gitmiş, üst üste altı çocuk doğurmuş, kambur, kupkuru bir kadın olmuştu...
Eşim, durumu hemen kavradı, acıdı mı, ne olduysa Gülizar'a karşı hoşgörülü davrandı. Gülümsyerek: ''Demek senin meşhur Gülizar' ın bu!'' dedi bana, '' bari dışarı çıkayım da, siz iki eski yavuklu başbaşa daha rahar görüşün...'' dedi şakayla. Kapıya yönelirken, Gülizar arkasından lafı yetiştirdi: ''De anam, de! herifi alıp uçkuruna bağlamışsın; bizim konuşacak neyimiz kalmış daha!''
Annem, kucağında odun yığınıyla içeri girdi. Gülizar, anneme, ''Hatırlıyor musun hala, küçükken Laz Hüseyin adlı, Köy Enistülü bir öğretmenimiz vardı. Okulunu bitirp ekmek parası kazanmaya başlayan gelikanlılar, köylerinden birer kız alsınlar, birer hayat kurtarsınlar, derdi... O zamanlar, oğluna bakar bakar umutlanırdım. Ama, senin oğlun hayırsız çıktı, kavli karar etmedi, sözünde durmadı...''dedi. Annem kızıyor göründü: '' Böyle deli deli konuşmanın sırası mı şimdi Gülizar, eski defterleri niye karıştırıp duruyorsun...''
'' Ne bileyim hala, öyle içim doldu işte. Ben de gider, bir rahat yüzü görür, buralardan kurtulur muydum acaba diye hayâl ettim kendi kendime.''
Kızı o arada tepsi ile çay getirdi. Güleç, cana yakın, pembe yanaklı bir kızdı; annesinin küçüklüğüne de ne kadar çok benziyordu. Gülizar, çayı alırken: '' O memleketlerde tanıdığın, bildiğin helâl süt emmiş biri yok mu; ben gün görmedim, bari bu kız gitsin, kurtulsun.'' dedi. Kız, ''Anne!'' diyerek azarlayıcı bir gözle baktı Gülizar'a, pembe yanakları al al oldu...
Babamla Gülizar' ın kocası tarladan, takımdan söz ederek girdiler içeri. Gülizar, "Gel evimin direği, gönlümün paşası, gel otur yamacıma şöyle'' dedi kocasına, yanına oturttu, sırtına yumuşak yastık koydu. Adam keyiflendi: '' Ulan karı, senin şu yağmasan da gürlemen dünya malına bedel valla!''
İçerden annemin sesi:
'Haydin, yemek hazır, sofraya!''
Akşama doğru, gitme zamanları gelmişti. Babam, boynundan yakaladığı bir koyunu ahırdan sürükleyerek getirdi, ''Kurban kesecektik, bırakmadılar. Al götür bu koyunu, ilk yazda kuzusunu alırsın, sütünü de çocuklara katık edersin'' dedi Güizar'a. Annem, kulağıma eğildi: ''Eniştenin cebine bir cigara parası koy. Adam hasta, iş yok, güç yok. Altı çocukla perme perişanlar, Alla yardım etsin!'' dedi.
Gülizar, boynuma sarıldı ayrılırken, ''Ara sıra telefon et, halimizi, hatırımızı sor'' dedi. Yüzüme dokundurduğu parmakları çakır dikenlerini andırıyordu. Bir de türkü tutturdu giderken: '' Kime de kin ettin giydin alları/ Yakın iken ırak ettin yolları...'' Eşim surat astı. Annem, ''Ha deli, ha del, coştun yine!'' dedi Gülizar'a. Sonra, eşime döndü, ''Bu delinin kusuruna bakma, kendi kendine söylenir durur böyle!''
Onlar tepeyi aşıncaya dek arkalarından bakıp durdum...
Her yıl, 8 Mart geldiğinde, herkes sevdiklerini kutlar, çiçek alır. Kadın örgutleri bildiriler yayınlar, televizyonlarda söylevler verilir. Ben ise Gülizar'ın çaresizliğini düşünürüm... Hiç birimiz, onu, o kör karanlıktan kurtaramayız...
A. HAYDAR NERGİS
|
Yazar: Redaksiyon (İsveç) E-posta: tawkirar.haber@tawkirar.com
|
| Yayın: 2010-09-08 |
UPPSALA SEÇİM BÖLGESİNDE OTURAN DEĞERLİ SEÇMENLER!! MILJÖPARTI'DEN EMİN MASKAN, KENDİSİNE TERCİHLİ OY VEREREK DESTEĞİNİZİ BEKLİYOR. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-08 |
Uppsala bölgesinden Çevre Partisi(Miljöpartiden) 26. sıradan milletvekili adayı gösterilen Emin Maskan, Elbistan ve çevresinden gelen kitlenin desteklediği bu ismi yakından tanıyalım: » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-05 |
Dün, hükümet için güven oylamasına dönüşen referandumun anayasayı yenilemek için bir şans olmaktan çok, yanlış bir üslubu cezalandırmak, doğrusunu cesaretlendirmek için bir fırsat oluşturduğunu yazmıştım. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-05 |
Geçen gün AKPnin önde gelen eski bakanlarından biri özeleştiri yaptı:En büyük hatamız, bu referandumu hükümet için güven oylamasına dönüştürmek oldu dedi. Bu cümlenin girişini Muhalefetin en büyük başarısı şeklinde de değiştirebiliriz.
Dolayısıyla, artık 12 Eylülde oylanacak şey, sadece anayasa paketi değildir.
» Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-03 |
Irkçılık tarih boyunca insanların başına büyük felaketler getirmiştir. Ne gariptir ki ırkçılığın kuramcılarının hiç birisi kurdukları ırkçılığa mensup dğildirler. Yani türk ırkçılığını başlatanlar türk değil, arap veya kürt ırkçılığını başlatanlar da arap veya kürt değil. Türkiyede ırkçılığı başlatan Yahudi EMANUEL COROSSO (Emin Karasu)'dur. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-02 |
Tapkırankale köyü yeni yol güzergahı üzerinde yapılması planlanan YÖRME DERESİ ve TOSUN KÖYÜNE geçiş köprülerin kampanyası devam ediyor. Bugüne kadar destek verenlerin listesi aşağıda olup, verdikleri katkıdan dolayı çok teşekkür ederiz. Bu kampanyada verdikleri destek ile bizi yalnız bırakmayan Tapkıran(Di Mazın) Köyündeki dostlara da çok çok teşekkür ederiz. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-02 |
Förgċr släpptes den rödgröna regeringsplattformen med förslag som sänkt maxtaxa i förskolan, fler nya och tryggare jobb, klimatavdrag och avgiftsfri tandvċrd för alla upp till 24 ċr » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-02 |
Mehmet Göçer'in UN SANDIĞI 4 adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Kitap elime geçer geçmez bir solukta okudum. Mehmet Göçer'in güçlü kalemi sayesinde sayesinde Elbistan Ovasına heyecanlı bir seyahat yaptım. Elbistana, Afşine ve Nurhak yoluna gittim, geldim. Dört Hikayenin Tavkirar Ovasında yaşanmış olmasından dolayı da hatta köyüme(Tapkırankale) de bir kısa seyahat yaptım. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-01 |
Kära Väljare, Den 19 september är det dags igen att rösta i allmänna val för att välja ledamöter till Kommun, Lansting och Riksdag. För en fungerande demokrati är medborgarnas rätt att rösta som vi alltid uppfyller vċra skyldigheter krävs. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-09-01 |
Değerli Seçmen, 19 Eylül günü İsveçte genel seçimler yapılacaktır. Demokrasinin işlemesi için biz vatandaşların hakkı olan OY KULLANMA görevimizi mutlaka yerine getirmek gerekir. Bu yüzden 19 Eylül günü mutlaka sandığa gidin ve oyunuzu kullanın. 1 Eylülden itibaren de oyunuzu kullanabilirsiniz. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-08-25 |
Bilindiği gibi yaklaşık üç yıldan bu yana Tavkirar Tarihini araştırıyoruz. Bunun için çok geniş bir coğrafyada iki kez dolaştık. Bir çoğunuzun sabırla bu araştırma sonunda çıkacak kitabı beklediğinizi biliyoruz ama İYİ bir araştırma olması için biraz daha sabırla beklemenizi rica ediyoruz. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-08-25 |
Tapkırankale Köyü eşrafından Ahmet - Fadime Altun'un kızı HAVA ile İran eşrafından Muhammed Yousefi - Habian Ismailinin oğlu ARY YOUSEFI, 28 Ağustos Cumartesi günü İsveç'in Västerċs şehrinde dünya evine giriyorlar. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-08-23 |
Sünnet İşlerinden sorumlu devlet bakanı Cemil Çiçek'in son zamanlarda söylediği seviyesiz sözler BDP tarafından sert sözlerle eleştiriliyor. BDP eş başkanı Demirtaş AKP Kürt sorununu çözmek istiyorsa Cemil Çiçeki susturması lazım. Eğer Cemil Çiçek böyle algılıyorsa onu HÜKÜMETİN SÜNNETÇİSİ yapalım, gitsin Kandile'' dedi. » Oku |
| |
| Yayın: 2010-08-23 |
Rojda gick högstadiet bċde pċ Morkarlbyhöjdens skola i Mora och senare pċ Älvdalsskolan i Älvdalen. Pċ elevens val gjorde hon en minutlċng film. Det gav mersmak. Endast 19 ċr är hon redan igċng med sin andra kortfilm. I Rojdas föräldralägenhet i Älvdalen har hon möblerat om vardagsrummet till en filmstudio med tvċ olika världar » Oku |
| |
| Yayın: 2010-08-23 |
12 Eylül askeri cuntasından sonra İsveçe göç etmek zorunda kalan Türkoğlu Minehüyük Köyümüzde Yusuf Şekersöz'ün kız olan Rojda, imza attığı 4 film ile İsveçin en genç yönetmeni oldu. Rojda, yaşayan tarih olarak tanımladığı 100 yaşındaki dedesinin yaşamını da beyaz perdeye taşımayı hedefliyor. » Oku |
| |
|
|
|
| Pts |
Sal |
Çar |
Per |
Cum |
Cts |
Paz |
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| Toplam üyeler |
2209 |
| Aktif üyeler |
0 |
| Aktif ziyaretçi |
13 |
| Toplam ziyaretçi |
1561166 |
|
| Copyrights © TAWKIRAR.COM 2006 |
|
|